Hakkımda
|
|
Örgüler ev mefruşatı serabral palsi hayata dair herşey ilgi alanım içinde bildiklerimi sizlerle paylaşmaya. Bilmediklerimi sizlerden ögrenme gayreti içindeyim.
|
Bağlantılarım
|
|
|
Ziyaretçilerim
|
|
Bannerim
|
|
Dost Siteler
|
|
|
Eğlence
|
|
|
Dutun Faydaları
Dut, dutgiller (Moraceae) familyasından Morus cinsini oluşturan ağaç türlerine verilen ad.
Vatanı Çin’dir. 15 m'ye kadar boylanır. Gövde silindirik, dik ve kalın; kabuk çatlaklı ve gri-kahve renklidir. Yaprakları saplı, iki sıra üzerine dizilmiş, tabanı yuvarlak veya kalp şeklinde, üst yüzü koyu, alt yüzü ise daha açık yeşil renklidir. Kenarları dişlidir. Çiçekler, bir evcikli olup yaprakların koltuğunda ve saplı durumlar halinde bulunur.
Dut ağacının yaprağı ipek böceğinin çok sevdiği yiyeceklerdendir
Dutun Faydaları: Vücuda kuvvet verir, kansızlığa iyi gelir. Ağız, bademcik ve boğaz iltihabı, diş eti hastalıkları ve öksürüğe karşı faydalıdır. Ateş düşürür. Karaciğeri kuvvetlendirir. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder. Özellikle yemekle birlikte yenildiğinde hazmı kolaylaştırır. Aç karnına yenirse kabızlığı giderir ve hatta ishal yapabilir, bağırsak kurtlarını düşürmeye de yardımcı olur.
DUT PEKMEZİ ( Sütçüler yöresi)
Anadolumuzun çeşitli bölgelerinde geleneksel usullerde çok çeşitli pekmez ler üretilmektedir.
Dut Pekmezi yapılışı: Dutlar temiz örtülere silkelenerek toplanır ve bir çuvalla üzerine ağırlık koyarak veya preslenerek sıkılır ve cibresinden ayrılır.(Cibresi atılmaz gübre olarak kullanılabilir) dutun şırası ak toprakla bir gece çökeltilir.Çökeltilen bu şıra geniş ve alçak kazanlarda savrula savrula kaynatılır. Kaynamaya başlayınca kazanlardan alınarak soğumaya bırakılır. Afiyet olsun. Önemli not: Dut pekmezi alçak kazanlarda mutlaka odun ateşi ile kaynatılmalı ve bunun içinde isi az olan odunlar kullanılmalıdır.(Ardıç yada meşe odunu) Kaynatılırken temiz bir bezle mutlaka kazanın kenarları sık sık silinmelidir buradan bulaşacak is pekmezin renginin kararmasına sebep olur.
Son öneri dut pekmezi ni yerken bir dal taze fesleğen atın rayihası muhteşem olacaktır. Tekrar afiyet olsun.
Meraklısına not : Her yıl temmuzun 2.haftasında Sütçülerde Dut Pekmezi festivali düzenlenmektedir. Bu festivalde Pekmez yarışmaları kültürel etkinlikler yapılmaktadır.
Kaynak : tr.wikipedia.org |
Tarih: 01:51, 14/7/2009 Kategori: genel kultur |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
'Türkiye'de evlenme biçimleri'
 Yrd. Doç. Dr. Sezen, 'Türkiye'de evlenme biçimi' konulu çalışmada, "Evliliklerin büyük bir bölümünde ne yazık ki kadına söz hakkı tanınmıyor" dedi. Yrd. Doç. Dr. Lütfi Sezen'in kitaplaştırdığı evlilik yöntemlerini şöyle sıraladı:
Yrd. Doç. Dr. Sezen, 'Türkiye'de evlenme biçimi' konulu çalışmada, "Evliliklerin büyük bir bölümünde ne yazık ki kadına söz hakkı tanınmıyor" dedi. Yrd. Doç. Dr. Lütfi Sezen'in kitaplaştırdığı evlilik yöntemlerini şöyle sıraladı:
1- Görücü usulüyle evlenme: Gelenekselliğ in ağır bastığı yörelerde görülen evlenme biçimidir. Bunda kız seçme girişimi, doğrudan doğruya evlenecek gencin annesi, babası veya yakınları tarafından başlatılır. Gencin kızın beğenmesi yeterli değildir.
2- Kız kaçırma (Düğünsüz evlenme): Ailelerin evliliğe kesin karşı çıkması durumunda kız kaçırma olayı gündeme gelir. Bu durum, sosyo- ekonomik ve diğer sebeplerle en çok kız tarafının engellemesiyle ortaya çıkar. Bu engeller arasında kız tarafının başlık parası istemesi önemli bir yer tutuyor.
3- Başlık parasıyla evlenme: Başlık, evlenecek gencin kız tarafına ödediği paraya denir. Bu nakit para yanında; altın, ev, bahçe, tarla veya hayvan olarak da gerçekleşebilir. Doğu ve Güneydoğu kırsalında yaygın olan başlık parası üzerinde yapılan pazarlığın sonuçlanmasına 'başlık kesme' denir. Başlık, kadını bir mal olarak gören anlayışın ürünü olması yönüyle ilkel bir zihniyetin devamıdır.
4- Oturak alma evlilik: Erkeğin kızı zorla kaçırması yanında, kızın bohçasını alarak oğlan evine gidip oturması durumu vardır ki buna bazı yörelerde, 'oturak alma' denir. Bir kızın bazen gözünü tuttuğu herhangi bir erkeğe kaçtığı görülür.
5- Baş örtüsü kaçırma yoluyla evlilik: Hakkari, Van, Ağrı ve Erzurum'un ilçelerinde rastlanılan bu evliliğin gerçekleştirilmesinde ; kıza ait bir eşyanın kaçırılması, kızı kaçırmakla eş tutulmaktadır. Oğlanın ailesi, kız tarafıyla anlaşmak zorundadır.
6- Beşik kertme evliliği: Birbirini çok seven eş- dost, komşu veya yakınlar, çocukları beşikteyken, beşiklerine birer kertme vurarak nişanı gerçekleştirilir.
7- Tay geldi evlilik: Dul bir kadının, eski kocasından olan çocuklarını da alarak dul bir erkekle ya da dul bir erkeğin eski karısından olan çocuklarını alarak dul bir kadınla yaşamasından doğan evliliğe denir. Kadın veya kocanın yanında getirdikleri çocuklar, 'tay geldi' olarak adlandırılırlar.
8- Kuma getirme evliliği: Cumhuriyetten önce, karısı kısır olan veya erkek çocuk doğuramayan erkek, yeniden evlenirdi. Günümüzde Doğu ve Güneydoğu'nun kırsal kesimlerinde hala devam etmektedir. Bu gibi evlenmelerde ilk kadın, sonradan gelenin yanında ikinci plana düşer.
9- Berdel (bedel) evliliği: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da uygulanır. Başlık sorununu ortadan kaldıran bu tür evlilik; hem kızı, hem de oğlu bulunan iki ailenin, karşılıklı olarak kızlarını ve oğullarını evlendirmeleriyle gerçekleştirilir.
10- Kepir (yaban değişimi) evliliği: Zor kullanılarak gerçekleştirilen evlilik biçimidir. Evlenmek isteyen fakat başlık ve düğün masraflarını karşılayacak kadar paraları olmayan ya da ailelerin çıkardıkları zorluklardan çekinen bekar iki arkadaş, kız kardeşlerini kendi aralarında değiştirirler.
11- Ölen kardeşin karısıyla evlenme (Levirat evlenme): Doğu ve Güneydoğu'da rastlanılan ve törelerden kaynaklanan bu evlilik biçimi, 'namusu başkalarına kaptırmamak' anlayışıyla gerçekleştirilir. Ölen kardeşin karısı, bekar olan erkek kardeşle evlendirilir veya evli olan erkek kardeşin ikinci eşi olması yoluna gidilir.
12- Baldızla evlilik (Sorarat evlilik): Özel kültürel bir adettir. Dul kalan kocanın, eşinin ölümünden sonra baldızıyla evlenmesidir. Öksüz kalan çocuklara 'üvey anne' olarak seçilen teyzenin daha hoşgörülü davranabileceğ i düşüncesi bu evlenme biçiminin tercih edilmesinde etkili olmaktadır.
13- İçgüveyi evliliği: Erkek çocuğu olmayan, ekonomik durumu iyi bazı aileler, kızı dışarı verme yerine, damadı 'içgüveyi' olarak eve almaktadırlar. Özellikle tek kız çocuğu olan bazı aileler bu yola başvurmaktadır.
14- Yetim evliliği: Anne ve babası ölmüş, kardeşleri olmayan bir delikanlı veya kızın, ileride kimsesiz kalmaması için yakın akrabalarından biriyle evlendirilmesidir. Bu evliliğin temelinde yardımseverlik ve sosyal dayanışma arzusu yatmaktadır.
15- Yakın akraba evliliği: Türkiye'de evli çiftlerin yaklaşık dörtte birinin akraba ve eşlerin yüzde 80'inin kardeş çocukları oldukları belirtilmektedir.
16- Oldu bitti evlilik: Bir oldu bitti sonucu, bir kişinin diğerini evliliğe zorladığı evliliktir. Kızın erkeğin zayıf tarafını yakalayıp onunla ilişkiye girmesi veya erkeğin kızın zayıf tarafını yakalayıp iğfal etmesi sonucunda bu yola başvurulmaktadı r.
17- Para karşılığı evlenme: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kırsalındaki yoksul ve eğitimsiz çevrelerde gerçekleşir. İlköğretim çağındaki çocukların okula gönderilmeyerek veya okuldan alınarak para karşılığında evlendirilmesidir.
18- Kan parası karşılığı evlenme: Doğu ve Güneydoğunun kırsalında, öldürülen kişinin kan bedeli olarak para, altın, ev ve tarla yanında kız verildiği de görülmektedir. Temelinde eğitimsizlik olan ilkel bir evlenme biçimidir.
19- Tanışıp anlaşarak evlenme: Büyük kentlerde ve eğitim düzeyinin yükseldiği çevrelerde en yaygın olan evlenme biçimidir. Kız ve erkek belli bir süre arkadaşlık yaparak birbirlerini iyice tanıdıktan sonra gerçekleştirdikleri evlenme biçimidir. Kişiliğini bulmuş, ekonomik özgürlüğü olan eğitim düzeyi yüksek gençler, bu yolla evliliği tercih etmektedirler.
20- Çok eşli evlilik: Cumhuriyetten sonra yasaklanmış ama eğitim düzeyi düşük kırsal kesimlerde devam etmektedir. Daha çok erkek çocuk sahibi olup bulunduğu çevreye hükmetmek amacı ön planda gelmektedir.
21- Anlaşmalı evlilik: Dul kalan kadın veya erkeklerin yaşlılık döneminde gerçekleştirdikleri evlenme biçimidir. Yaşlı erkeğin bakımı için muhtaç dul veya evlenmemiş bir kadınla anlaşılarak dini nikah yapılır. Nikahlanan kadına para ve altın gibi ekonomik destek sağlanılır. Yaşlı erkek ölünce, evlendiği kadın resmi nikahlı olmadığı için kendisine verilenlerle yetinir. Kalan miras, erkeğin varisleri tarafından paylaşılır.
22- Rastlantı evliliği: Rastlantı sonucu, sonu düşünülmeden gerçekleştirilen evliliktir. Bir yolculuk sırasında veya arkadaş, eş dost, akraba evinde karşılaşma, telefon konuşması sırasında sesten etkilenme, gözden, bacaktan göğüsten etkilenme gibi nedenlerle bu evliliğe kısa bir sürede karar vermektedir.
23- Tercihli evlilik: Bu tür evlilik, genellikle ana baba, büyükanne, büyükbaba gibi aile büyüklerinin onayı ile gerçekleştirilmektedi r. Genellikle komşu ve yakın akraba grupları arasında gerçekleşir. Topluluk içinde ekonomik güçleri aynı olan aileler arasında bu evlenme biçimi yaygındır.
24- Yabancıyla evlilik: Yurt dışında çalışanların gerçekleştirdikleri evlenme biçimidir. Bu evlilik, yabancıdan kız alma veya yabancıya kız verme şeklinde görülmektedir. Birtakım hoşlukları, boşlukları ve problemleri olan evliliklerdendir.
25- Farklı mezhep evliliği: Evliliklerin gerçekleştirilmesi sırasında karşılaşılan engellerin başında din ve mezhep farklılıkları gelmektedir.
26- Metres edinme evliliği: Büyük kentlerde yaşayan eğitimsiz zenginler arasında; refah ve zenginlik göstergesi olarak 'metres edinme' modası görülmektedir. Her türlü bakım ve masrafı üstlenilen başka bir evde ikame ettirilen ikinci bir kadınla sürdürülen gayr- i meşru ilişkidir.
27- Muta evliliği: Geçici bir süre için yapılan evliliktir. Daha çok İran'da uygulanan bu evlenme biçiminin, Türkiye'de de bazı çevrelerde gerçekleştirildiğ i görülmektedir.
28- Öç alma karşılığı evlenme: Aralarında kan davası bulunan feodal dönem kalıntısı kimi aileler, karşı tarafın onurunu incitip saygınlığını zedelemek amacı ile bu yola başvurur.
29- Dış güveyi evliliği: Son günlerde, bir Japon televizyonunun çöpçatan aracılığı ile Türkiye'ye eş seçmeye gelen Kuni Nakazon'a gösterilen aşırı ilgi, Türk erkeklerinin 'dış güveyilik' konusuna ilgi duyduğunu ortaya çıkardı.
30- İlan yoluyla eş seçme: Son zamanlarda, gazete, dergi, televizyonları n teleteks sayfalarına ve internete ilan vererek eş seçme yoluna gidildiği sıkça görülmektedir.
31- MSN evliliği: Birbirini hiç görmeyen kişiler, fotoğraf ve görüntülü olarak MSN'de tanışıp evlilik kararı almasıyla meydana gelir.
32- Refakatçi evliliği: Hastanelerde yakınlarının yanında refaketçi olarak kalan kişilerin burada birbirleri ile tanışması üzerine yapılan evlilik.
|
|
Tarih: 13:27, 7/3/2009 Kategori: genel kultur |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
harkasos'tan erciyes'e
 | Erciyes, her daim gümüş gibi parlayan zirvesi ve ihtişamlı duruşu ile tarih boyunca insanoğlunu etkilemiştir. İlk çağlarda tapınılan bir dağ olmuş, yüzyıllar boyunca bir kült merkezi olarak görülmüştür. | |
|---|
 |
|  | |
 |
| Erciyes Dağı, Anadolu'da bilinen ilk halklardan olan Hattiler'den başlayarak günümüze kadar her medeniyetin gözünde kutsal bir yere sahiptir. Hititler döneminde adı Harkasos; beyaz, gümüş gibi parlak, beyaz dağ olarak, Tekir yolunda bulunmuş olan bir kitabede ise "Anadolu'nun en yüksek dağı, Harharas" olarak geçmiştir. Grekler ise Erciyes'i, Argaios; gümüşdağ olarak adlandırmışlardır.
Ahmet Nazif Efendi, Mir'at-ı Kayseriyye adlı eserinde eski Göreme yöresinin Kapadokya krallarından birisinin oğlu olduğu târihi rivâyetlerde adı geçen peygamberlerden "Circis'e" atfederek Circis kelimesinden veya Rumca beyaz anlamına gelen "Erkiyos" tan türediğini ileri sürmüştür.
Erciyes, Evliya Çelebi'nin zamanında yazdıklarından anlaşıldığına göre o zamanlar Erciş'tir. Sonraları ise Erciyaş, Erciyas ve en nihayetinde Erciyes olmuştur.
Erciyes, her daim gümüş gibi parlayan zirvesi ve ihtişamlı duruşu ile tarih boyunca insanoğlunu etkilemiştir. İlk çağlarda tapınılan bir dağ olmuş, yüzyıllar boyunca, M.Ö.IV. yüzyıla kadar bir kült merkezi olarak görülmüştür. Ünlü Yunan filozof Maximus Tyrius'da, Erciyesi'i hem tanrı, hem yemin tanrısı, hem kült heykeli olarak ifade etmiştir. Tyrius'un bu ifadesi, Erciyes'in çağlar boyunca insanların gözünde kutsal bir yeri olduğunu göstermektedir.
Grek mitolojisinde Erciyes, "Büyük Kilikya'nın yüz başlı ejderi olan Typhaus'un büyük tanrı Zeus'un Olympus'u olan Argaios'un eteklerine yerleştiği ve Zeus'un ona şimşek fırlattığı Typhaus'un da karşılık olarak volklanlarla cevap verdiği ve sonunda ejderin yenik düşerek dağın dibine fırlatıldığı" diye anlatılmaktadır. | |
 |
| 
| |
 |
| Manevi etkisi Helenistik devirden sonra da devam etmiştir. Roma öncesinde de hem Büyük Kyros zamanında Anadolu'nun ele geçirilmesi ve hem de Darius döneminden itibaren bölgenin İranlılaştırılması sırasında da Erciyes'in yakınlarına ateşgedelerin (ateş tapınakları) kurulduğu tarihi kaynaklarda geçmektedir.
Antik döneme ait bir çok paranın üzerinde Erciyes dağının sembolik olarak çizilmiş tasviri bulunmakta ve bazı sikkelerin üzerinde dağın tepesinde oturan bir tanrının tasvir edildiğini görülmektedir. Roma döneminde bu tanrının yerini Jupiteri temsil eden kanatlarını açmaya hazırlanan bir kartal almıştır. Yine bazı sikkelerde dağın üzerinde ay ve yıldız motiflerinin yer aldığını görülmüştür. İç Anadolu müzelerinde, Jüpiter'i sembolize eden kartal heykelleri ve Erciyes dağı ile ilgili sikkeleri görmek mümkündür.
Evliya Çelebi ise seyahatnamesinde Erciyes Dağı'ndan;
"Bu dağda asla yılan, çıyan, akreb ve bu gibi zehirli hayvanlar yoktur. Bu dağda ricalü'l-gayb makamı olduğu için haşerât bulunmaz derler. Diğer bir söylentiye göre de seçkin eshabdan olup uzun zaman yaşamı olan (Baba Reten Hindi) hazretleri bu dağda oturduğundan bu haşerâtın bulunmaması onların duası sebebiyledir.
Hâlâ bu dağda (Baba Reten) bağı denilen kendi kendine yetişen çeşitli meyveler veren bağlar vardır. Zira bu Baba Reten bağçivanların piri olup ismi Ebû Hindî'dir. Kendisi nimetlerinden uzak olarak yanlız basma ömür sürmüştür. Kabri yine Hindistan'dadır.
Başka bir söylentiye göre de, Hazret-i Yahya zamanında Kayser Erciş bu şehri kurduğunda büyük filozoflardan (Flaska) adındaki filozof bu yüksek dağa çıkıp yetmiş aded haşerât şeklini bir sütun üzerine kazıp her birine birer tılsım yapmıştır. Onun için bu dağda zehirli hayvanlar yoktur derler. Bu dağın yaz ve kışın kar ve buzu eksik olmaz. Zülâl kurdu dahi bulunurmuş ama biz görmedik." diye bahsetmektedir.
Tüm bu ifadeleri ile anlaşılmaktadır ki hangi kültür veya uygarlık olursa olsun Erciyes'in insanoğlu üzerindeki derin manevi etkisi şüphe götürmez bir gerçektir. | |
 |
 |
|  | KAYNAKÇA: Geniş Kayseri Tarihi - Halit Erkiletlioğlu; Kayseri Ansiklopedisi - Abdullah Satoğlu |
|
|
Tarih: 19:45, 25/10/2008 Kategori: genel kultur |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Kendi Etrafında Tur Atan Dinamik Kuleler
| Kendi Etrafında Tur Atan Dinamik Kuleler | | | Dubai'de inşa edilecek dünyanın ilk son derece modern ''dinamik gökdeleninin'' sakinleri, evlerinin manzarasını değiştirebilecek ya da güneşi doğuşundan batışına izleyebilecek. Projenin İtalyan mimarı David Fisher, New York'ta yaptığı açıklamada, dikey bir eksen etrafında dönecek, 80 kattan oluşacak prefabrike gökdelenin, 420 metre yüksekliğinde olacağını belirtti. Metrekaresi 30 bin dolardan satılacak 125 ila bin 200 metrekarelik lüks dairelerin bulunacağı gökdelenin sakinleri, sadece sesli bir komutla apartman dairesini kendi ekseni etrafında döndürebilecek. Bir dönüş 3 saat sürecek. Mimar Fisher, 70 katlı benzer bir gökdeleni Moskova'ya inşa edeceklerini, üçüncüsünü de New York'a inşa etmeyi umduklarını söyledi. Dubai'de 2010'da satışa hazır hale getirilecek dünyanın ilk hareketli binasının 700 milyon dolara mal olması bekleniyor. Binanın prefabrike unsurlarının üretimine birkaç hafta içinde İtalya'nın Bari kentinde başlanacak.
|
|
Tarih: 05:13, 3/9/2008 Kategori: genel kultur |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|